Ünlü yazar Ian Fleming’in casus romanlarından esinlenen yönetmenlerin beyazperdeye uyarladıkları Bond, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 70’i insan tarafından hayranlıkla izlenen film dizileriyle sinema tarihine geçti. Filmin ilk aktörü Sean Connery olmuş, pek çok James Bond konulu filmlerde bu rolü başarıyla canlandırmıştır. Daha sonra çevrilen Bond filmlerindeki başrolleri sırasıyla Roger Moore, Pierce Brosnan, Daniel Craig, Timoty Dalton, George Lazenby ve David Niven’in oynadıkları toplam 26 filmle sinema klasikleri arasına girmiştir.

Dr. No:

1962 yılında yönetmen Terence Young tarafından ilk James Bond filmlerinden biridir. Film düşük bütçeli olmasına karşın bu yıllarda yalnızca Bond serisi olarak değil, 1960’larda çekilen ajan filmlerine de öncülük etti. Ian Fleming’in romanından esinlenerek çekilen Dr. No’da başrol alan Sean Connery kaybolan bir ajanı bulmak için Jamaica’ya gider. Ve Dr. No’nun esrarengiz yer altısına girmeyi başarır. Filmin jenerik müzikleri Maurice Binder tarafından uyarlanmıştır. Filmde kadın başrol oyuncu olarak Ursula Andress yer alır.

Rusya’dan Sevgilerle “From Russia With Love” (1963)

Yine Terence Young tarafından çekilen serinin ikinci filmidir. James Bond bu filmde Sovyet Konsolosluğunda görev yapan Tatiana ile buluşmak için İstanbul’a gelir. Filmin büyük bölümü İstanbul’da çekilir. Spectre adlı örgüt James Bond’dan intikam almak için peşine düşer. Oryantalist tarzda çekilen filmde İstanbul güzellikleri önünde kovalamaca, kaçma ve aksiyon doludur. Film şık ve anlaşılır bir konu anlatımıyla Bond’un en iyi hitlerinden olmuştur.

Altın Parmak “Goldfinger” (1964)

Yönetmen Guy Hamilton’un serinin üçüncü filmi olan bu yapımda asıl ruhu verilerek popüler alanda kültürel efsane olarak gerçekleşir. Filmde teknolojik silahlar, günün spor otomobilleri, aksesuarlar, birbirinden kötü adamlar ve itinalı olarak bestelenmiş jenerik müzikleriyle serinin en iyi filmlerinden. Filmin aktrislerinden olan Honor Blackman rol yeteneğiyle unutulmayan yıldızlardan olmuştur. Goldfinger’ın bütçesi diğer filmlere oranla büyüktür. Gişe hasılatı olarak diğer filmleri geride bırakan filmlerden olmuştur.

Kraliçenin Hizmetinde “On Her Majesty Secret Service” (1969)

Yönetmen Peter R. Hunt tarafından çekilen ve filmde Bond karakterini ilk kez canlandıran George Lazenby daha önceki serilere karşın daha hüzünlü ve daha karanlık bir karakterdir. Bond karşı karakter oyuncusu Diana Rigg karşısında çok duygusallık yaşar. Filmdeki müzik ilk kez Bond film müziklerinin dışına taşınmış ve ‘Psychedelic Rock’ tarzıyla icra edilmiş ve bütünlük kazanmıştır. Aynı zamanda ünlü sanatçı Louis Armstrong bestelediği “We Have All The Time in The World” şarkısıyla bu filmin ruhsal yapısını özetlemektedir.

Beni Seven Casus “The Spy Who Loved Me” (1977)

Yönetmen Lewis Gilbert tarafından karelenen film her şeyin fazlasıyla kullanıldığı en gösterişli James Bond filmlerinden sayılıyor. Bu film çekilen diğer serilerin efsanevi güçlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Aksiyon ağırlıklı bir tarza sahiptir. Sinemaseverlere tavan yaptıran eğlencelerle doludur. Filmde başrol alan Roger Moore’un soğukkanlı halleri filmiyle James Bond serisine olan katkısı her şeyin üzerine çıkmıştır.

Ay Harekâtı “Moonraker” (1979)

Lewis Gilbert yine başarılı bir yapımla Bond serisine hizmet etmeye devam ediyor. O yıllarda çekilen “Star Wars” filmi popülerlik kazanmış olmasına rağmen, yönetmen farlı bir temayla kamera karşısına çıkan Bond’u ay istasyonu üzerinden dünyayı yok etmeye çaba gösteren kötü adamları engellemeye çalıştırır. Ay Harekâtı farklı efektlerle çok görkemli bir yapım olma özelliği taşır. Bir taraftan da James Bond’un uzaya çıktığı film olarak çekilen seriler içinde çok farklı bir yere sahip.

Öldürme Yetkisi “Licence To Kill” (1989)

Timoty Dalton’un  rol aldığı filmin yönetmeni John Glen tarafından beyazperdeye aktarıldı. Dalton, Sean Connery ve Roger Moore’un arkasından mütevazi bir karakterle bu filmde kendini ispatladı. Her ne kadar İngiliz centilmenlerinden biri olsa dahi aksiyon kahramanı olarak kadınlardan ziyade serüveni seven bir kişilik olarak gözüktü. Film eleştirmenleri tarafından olumlu notlar almasına karşın yapımcıları radikal değişiklikler için harekete geçiren filmlerden biri oldu.

Golden Eye (1995)

Yönetmen Martin Campbell’in devam ettirdiği Bond serisinin bu filmi Pierce Brosnan’ın çevirdiği ilk Bond filmlerinden. Brosnan, Sean Connery ve Roger Moore gibi tarzları farklı iki ekolden sonra yine eski Bondların izlerini başarıyla canlandırıyor. Filmin hikâyesi hem belirli bir derinliğe sahip, hem de soğuk savaş rüzgârlarının esmediği,  siber casuslukların başladığı dönemlerin ruhuna sahip oluyordu. Muhteşem aksiyon sahneleriyle dolu olan filmde Tina Turner şarkısını da geçmemek gerekiyor.

Casino Royal (2006)

Yönetmen Martin Campbell’in çekmiş olduğu bu film, Bond klişelerinden tamamen uzak tutularak ve her şey yeni baştan ele alınarak gerçekleştirilen bir prodüksiyon. Aksiyon seven Bond hayranlarına beklenmedik derinlik vaadinde bulunuyor. Daniel Craig’in ilk olarak canlandırdığı ajan kimliği tecrübesiz ve duygusal karakterle bütünleşiyor. Trajedilerle dolu olarak çekilen film Bond serisine gerçekçi bir akım getiriyor.

Skyfall (2012)

Bond’lu filmlerin 50’nci yılında çekilen son yapıt. Yönetmen Sam Mendes tarafından çekilen ve beyazperdeye uyarlanan filmde Bond’un insani yönleri ön plana çıkıyor. Bond bu filmde fizyolojik ve psikolojik problemlerle uğraşan bir karakterdir. İlk Bondlardaki havayı anımsatan yapımda Bond çocukluk yıllarına geri dönmektedir. Buna karşı kötü adam Silva, Dr. No’da olduğu gibi bir adaya çekilir.